Girişimcilerin Sürekli Düştüğü 10 Hata

57
grişimcilik

Girişimcilik zorlu bir yolculuk. Bu yolda yapılan çok sayıda hata da var. Bu yazımda en çok yapılan hatalara dayalı olarak girişimci adaylarına aktarmak istediklerimi toparlamaya çalıştım.

Neden” bu işe girmemiz gerektiğine değil “ne” geliştireceğimize odaklanmak

En büyük hatamız, sadece “ne” yapacağımıza veya üreteceğimize odaklanmamız. Son ürüne odaklanarak fikir geliştirmeye, “ne” yapacağımızı konuşmaya çok alışkınız. Ancak bu bizi hataya sürükler. Esas odak “neden” bu işi yapmalıyız olmalı.

“İş” değil “ürün” geliştirmeye odaklanmak

Ürüne çok odaklanınca, ürün etrafında nasıl bir gelir modeli kuracağımız sona kalabiliyor. Yeni girişimcilerin genelinde yeni ürünler mühendislik açısından başarılı olsa da ticari başarı aynı oranda gelmiyor. Müşteri o çözüme para vermemek veya farklı ödeme planlarıyla kullanmak isteyebiliyor. Bu iki hatadan çıkışın ana yolu, fikrimizin içindeki tüm varsayımları ispatlayarak ilerlemek. Bu da sırasıyla problem ve hedef kitleyle başlar, çözüm ve gelir modeliyle devam eder, kanallar ve iş ortaklarının ispatıyla sona erer. İspatları sadece tanıdıklarımızla değil, gerçek müşterilerle yapmamız gerekir.

Yakın arkadaşı veya aile bireyiyle ortak olmak

Girişimciler genelde fikir aklına geldiğinde ilk kiminle konuştuysa (yakın arkadaşı, aile bireyi) onunla ekip olur. Orta vadede tüm problemler bundan çıkar. İşler iyi gidip girişim değerli oldukça herkesin katkısı sorgulanmaya başlanır, ancak herkesin projeye katkısı net görülemediği için de kavgalar olur. Bir girişimin kurucu takımında pazar bilgisi, ticari zeka ve mühendislik yeteneği olmazsa olmaz yetkinliklerdir. İş modeli belirlendikten sonra o modelin gerektirdiği yetkinlikler ve kaynaklar tanımlanmalı, buna göre de ortak veya üst düzey çalışan alınmalı.

Şirket hissesini doğru paylaşamamak veya gereğinden fazla dağıtmak

Kime, ne kadar hisse verileceği en zorlanılan konuların başında geliyor ve bu konudaki hatalar tartışmalara hatta davalara sebep olabiliyor. “Kalabalık masa” olarak adlandırılan bu problem, en iyimser şekilde taraflardan birinin (genelde kurucunun) daha pahalıya hisse satın almasıyla biter. Şirkete ortak alırken ortaklığa aday kişinin girişime katacağı yetkinliğe sürekli ihtiyaç olup olmadığını sorgulamak gerekli. Geçici veya başka yerde kolay bulunabilecek bir destekse borçlanmak hisse vermekten daha iyi bir çözüm olabilir.

Sadece finansal sermaye veya yatırımcı aramak

Girişimcinin hedefi, “herhangi bir yatırımcıdan, şu tutarda yatırım almak” olmamalı. “Akıllı yatırımcıdan, ucuz para” almak olmalı. Erken seviye girişimci için para kadar doğru çevre, sektör bilgisi ve tecrübe de önemli. Uygun tedarikçilere, doğru iş ortaklarına ve hedef müşteriye kolay ulaşmayı sağlayacak yatırımcı, hızlanmayı tetikleyecektir.

Güzellik yarışmasına katılan bir yarışmacı gibi düşünmek

Yatırım sürecinde girişimci “seçilen” değil “seçen” konumundadır. Şirkete yatırım değil, uzun vadeli şekilde girişime sürdürülebilir katma değer yaratacak bir ortak alınmaktadır. Bu yüzden yatırımcılar dikkatlice değerlendirilmeli ve seçilmeli.

Yatırım aldıysam artık başarılı olacağım kesindir

Yatırım almak bazen girişimciliğin hedefi gibi değerlendiriliyor ve bütün konsantrasyon bu doğrultuda harcanabiliyor. Yatırım alındığı zaman “İş bitti” diye düşünüp yavaşlayan girişim sayısı çok fazla ve gün geçtikçe artıyor. Yatırım almak bir hedef ya da bir son değil, sadece girişimin hayatında doğru değerlendirilmesi gereken bir kilometre taşı ve bir başlangıçtır. Daha çok çalışmaya başlama zamanıdır.

Tek hedefimiz ciro, müşteri sayısı veya kâr tutarı

Finansal muhasebe hedefleri her ticari yapı için çok önemli, ancak yeni girişimlerde daha öncelikli hedefler olmalı. İnovasyon muhasebesi hedefleri olarak adlandırdığımız, hedef kitlenin ürünümüze olan ilgisini ve bağlılığını ölçen metrikler, asıl konsantre olmamız gereken hedefler. Müşterilerin aktif kullanma, tekrar satın alma, başkasına tavsiye etme oranları gibi metriklere inovasyon muhasebesi hedefleri denir ve asıl konsantre olunması gereken metrikler bunlardır. Çünkü kitlenin ürüne olan ilgisini ve bağlılığını ölçerek, ölçeklenmeye hazır olup olunmadığını ve pazarlama bütçesinde hangi aktivitelere yoğunlaşılması gerektiğini gösterir.

Ölçeklenmek demek ciroyu büyütmek demek

Girişimcilik dünyasının en popüler kelimelerinden biri ölçeklenme, ancak bu kavram çoğu zaman tam kavranılmadan kullanılıyor. Ölçeklenmek ciroyu artırmak demek değil, yatırım hızından daha hızlı olarak ciroyu büyütebilmek demek. 100 bin TL harcadığınızda 200 bin TL kazandınız diyelim. Yeniden 100 bin TL harcadığınızda 300 bin TL gibi öncekinden yüksek bir meblağ kazanıyorsanız ölçekleniyorsunuz demektir. Bunun ana belirleyicisi iş modelidir. İş modelinin ölçeklenmeye uygun olup olmadığı devamlı sorgulanmalı, buna göre pivot yapılarak ölçeklenebilecek bir modele geçilmeli.

Girişimcilik, ürün geliştirme yeteneğine sahip herkesin

kolayca yapabileceği bir iştir Girişimcilik, herkesin yapabileceği, metodolojisi olmayan bir iş değildir. Buradaki en önemli yetkinlik de ürün geliştirme değil, iş geliştirme yani ikna kabiliyeti. Çünkü girişimcinin önce ailesini veya yakınlarını, sonra ortak adaylarını, çalışanlarını, müşterilerini ve yatırımcıları ikna etmesi gerekir.

Start Up dergisi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz